Shota Apkhaidze – Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı Konuşması

Shota Apkhaidze – Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı Konuşması
Shota Apkhaidze
Kafkasya İslam Çalışmaları Merkezi Başkanı

“English version of this speech:
Shota Apkhaidze – Security Conference in the South Caucasus


Trump Yolu”nun Ermenistan’ın Egemenliği ve Bölgesel Güvenlik Açısından Bir Tehdit Olarak Değerlendirilmesi

Heartland ve Rimland’i karşılaştıran Spykman şu sonuca varmıştır:

• Rimland’i kontrol eden Avrasya’yı kontrol eder;

• Avrasya’yı kontrol eden dünyanın kaderini belirler.

Dünyanın doğal kaynaklarının büyük bir bölümünü fiilen tekeline alan modern Atlantikçiler, “nihai oyunda” kaçınılmaz olarak Heartland’i ve tüm Avrasya’nın kaynaklarını ele geçirmeye çalışacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri Atlantikçiliğin kalesi ve bu ideolojinin taşıyıcısıdır. Amerikan siyasi sistemi, uzun vadeli jeopolitik stratejisinde Atlantikçi ideolojinin normlarını daha 20. yüzyılın ilk yarısında içselleştirmiştir. Bu paradigma çerçevesinde Washington, stratejisini hayata geçirmek için siyasi ve ekonomik projeler kullanmaktadır. Stratejik öneme sahip altyapı projeleri, ABD’nin jeopolitik hedeflerine ulaşmasında başlıca mekanizmalardan biridir. Bu bağlamda söz konusu olan, Amerikan hegemonik stratejisinin bir parçası olan “Trump Yolu”dur.

ABD’nin Orta Asya’daki siyasi ve ekonomik etkisini güçlendirmek ve Orta Asya ülkelerinden doğal kaynaklar ile enerjiyi taşımak için Washington’un kontrolü altında istikrarlı bir altyapıya ihtiyaç vardır. Trump yönetimi açısından, Orta Asya ülkelerinden batıya yönelen mevcut güzergâhlar ve altyapılar, birincisi risk teşkil etmekte, ikincisi ise münhasır kontrol sağlamamaktadır.

Kuru yük, enerji kaynakları, gübre vb. taşımacılığı için en uygun güzergâh Güney Kafkasya ülkelerinden geçmektedir. ABD’nin Güney Kafkasya’da halihazırda siyasi ve çevresel bir varlığı bulunmaktadır, ancak Trump yönetimi, bu ülkelerin halihazırda dahil olduğu “Orta Koridor”, “Bir Kuşak Bir Yol” ve “Bakü–Tiflis–Kars” demiryolu projelerinden memnun değildir; çünkü bu projeler ağırlıklı olarak Washington’un jeopolitik rakipleri tarafından başlatılmıştır.

Kafkasya ve Orta Asya’da ekonomik ve siyasi genişleme amacıyla Trump yönetimi, Güney Kafkasya ülkelerinde oluşan karmaşık jeopolitik durumu fırsata çevirmiş, Bakü ve Ankara’dan inisiyatifi alarak “Zengezur Koridoru” projesini başlatmış; ardından kendi çıkarları doğrultusunda “Trump Yolu”nu gündeme getirmiştir.

“Trump Yolu” kapsamında ABD ve Ermenistan, Washington’un kontrol edici paya sahip olması ve üçüncü ülkelerin projeye dahil edilmemesi konusunda anlaşmaya varmıştır. Tarafların beyanına göre, Erivan egemenliğini koruyacak ve nihai kararlar üzerinde etkili olabilecektir. Proje anlaşması 49 ila 99 yıl arasında bir süre için imzalanmıştır.

Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu” (TRIPP) projesinin uygulanmasına ilişkin çerçeve hakkında ortak bir açıklama yapmıştır. Taraflar, bu güzergâhın Güney Kafkasya’da barışı güçlendirmeyi ve uluslararası ticaretteki önemini artırmayı amaçladığını belirtmektedir. TRIPP Development faaliyetlerinin hiçbir aşamada Ermenistan’ın egemenliğini ihlal etmeyeceği ifade edilse de uluslararası hukuk perspektifinden durum böyle değildir. TRIPP, Ermenistan’ın egemenliğini tehdit eden ulusüstü bir yapıya dönüşmektedir. ABD ve Ermenistan ortak girişimin kurulmasına ilişkin ilkeleri açıklamış olsa da, tarafların katkıları ve TRIPP Development içindeki payları Ermenistan hukukuna tabi olacak şekilde düzenlenecektir. Özellikle, ABD kontrolündeki şirkette Ermenistan’ın belirleyici paya ve altyapının kimler tarafından kullanılacağı gibi konularda oy hakkına sahip olacağı belirtilmektedir.

Tarihsel tecrübe ve ABD’nin mevcut saldırgan dış politikası dikkate alındığında, Washington’un TRIPP’i kendi amaçları doğrultusunda kullanarak üçüncü bir ülkenin topraklarını kontrol etmeye çalışması ve Ermenistan ile diğer bölge ülkelerinin çıkarlarını göz ardı etmesi yönünde ciddi bir risk bulunmaktadır. ABD; gümrük kararları, güvenlik önlemleri, göç kontrolü, kolluk faaliyetleri, izinlerin verilmesi ve denetimler üzerinde etkili olabilir. TRIPP projesi sonucunda ABD silahlı kuvvetlerinin Güney Kafkasya ülkelerinde konuşlanma ihtimali de mevcuttur. Böyle bir durum Ermenistan’ın çıkarlarına aykırı olduğu gibi Türkiye dâhil bölgedeki tüm devletlerin egemenliği açısından açık bir tehdit teşkil etmektedir. Başbakan Paşinyan’ın seçim öncesi yüzde 20’nin altındaki destek oranı, politikalarının Ermeni toplumunun çoğunluğu tarafından desteklenmediğini açıkça göstermektedir.

ABD ve Avrupa Birliği, bölgede Rusya, İran ve Çin’in ekonomik ve siyasi etkisini azaltmak amacıyla Ermenistan’da aktif çalışmalar yürütmektedir. Her devletin bağımsız bir dış ve iç politika izleme hakkı vardır. Ancak Ermenistan’ın çok yönlü dış politikası bir uyumsuzluk yaratmaktadır. Erivan aynı anda jeopolitik rakiplerle stratejik ortaklık ilişkileri yürütmektedir. Yatırım açısından TRIPP hem riskler hem de fırsatlar barındırmaktadır. En büyük risk, Gürcistan’ın transit rolünü kaybetmesi ve bunun sonucunda bütçe gelirlerinin ve yatırımcı ilgisinin azalmasıdır. Ancak alternatif bir senaryo da mümkündür: Gürcistan’ın koridora dahil edilmesi, bunun için aktif diplomasi ve bölgesel anlaşmaların koordinasyonu gereklidir.

Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesi Türkiye açısından da son derece önemlidir; zira Orta Koridor’un Bakü–Tiflis–Kars hattı ile Zengezur Koridoru birlikte işler hale geldiğinde yüklerin nihai konsolidasyonu Kars’ta yapılacak ve Türkiye buradan Avrupa’ya sevkiyat gerçekleştirebilecektir. Ancak TRIPP projesi Türkiye açısından net bir fayda sağlamamaktadır. Aksine ABD’nin Ankara’ya dayattığı, Türkiye’nin gerçek çıkarlarını dikkate almayan bir projedir. Bölgede ABD askerlerine ihtiyaç yoktur; ABD’nin Güney Kafkasya ülkelerinden birini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesine de ihtiyaç yoktur. Türkiye bölgesel bir güç olarak Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle yakından ilgilidir; ancak bu, “Trump Yolu” formatında değil, Ankara’nın çıkarlarına hizmet eden bir formatta olmalıdır.

Ekonomik altyapının açılması, mevcut sosyo-teknik bağların tamamen yeniden tesis edilmesi ve yenilerinin kurulması, bölge ülkelerinin dinamik ve sürdürülebilir gelişimi açısından kuşkusuz olumlu bir gelişmedir. Ancak bu hedefler TRIPP konsepti altında gerçekleştirilemez. Örneğin, Azerbaycan, Türkiye ve Ermenistan’ın TRIPP’in daha düşük ve kabul edilebilir tarifeler sunacağına veya Bakü, Ankara ve Erivan’ın çıkarlarının önceliklendirileceğine dair ne gibi garantileri vardır? Böyle bir garanti yoktur; zira birincisi ABD bu projeyi kendi siyasi ve ekonomik çıkarları doğrultusunda yürütmektedir, ikincisi ise Trump’ın öngörülemez ve istikrarsız politikası ne kısa ne de uzun vadede güvenilir sonuçlar doğurmaktadır.

ABD bu güzergâhı Güney Kafkasya’da ekonomik ve siyasi genişleme amacıyla jeopolitik bir araç olarak kullanacaktır. TRIPP’in güvenliği bahanesiyle ABD’nin bölgede askeri varlığını artırması ihtimali yüksektir ve bu durum bölgede jeopolitik gerilimleri ve askeri çatışmaları tetikleyecek, sonuç olarak yıkıcı süreçler ve ABD kontrolünde bir kaos ortaya çıkacaktır.

Koridorun Ermenistan ayağı üzerinde ABD, AB, Türkiye, Rusya, İran, Hindistan ve Çin gibi farklı güç merkezlerinin çıkarlarının çatıştığı açıktır. Erivan’ın TRIPP konseptini reddetmesi ve Rusya, Türkiye ve İran gibi bölgenin yerli ülkelerinin Zengezur Koridoru konseptine entegre edilmesi, durumu dengeleyecek ve ABD ile AB’nin jeopolitik emellerini sınırlayacaktır.

Moskova, Ankara ve Tahran’ın bölgesel güçler olarak, bölgesel güvenliği ve ekonomik kalkınmayı güçlendirmek amacıyla kendi eksenlerini oluşturması gerekmektedir. Bu eksene Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ın da entegre edilmesi önemlidir. Bu süreçte 3+3 platformu, Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya Ekonomik Birliği, Gümrük Birliği, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi mevcut mekanizmaların etkin şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bölgesel güvenliğin sağlanması açısından temel hususlardan biri de ABD ve AB’nin genişlemeci varlığının engellenmesi ve stratejik öneme sahip projeler üzerinde kontrol sağlamalarının önüne geçilmesidir.

Son Yazılar

Default-Img
Ramidir Gaynanov - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Shota Apkhaidze - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Alev Kılıç - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Barış Adıbelli - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması

Paylaş

Son Yazılar

Default-Img
Ramidir Gaynanov - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Shota Apkhaidze - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Alev Kılıç - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Barış Adıbelli - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması

Paylaş