English version of this speech:
Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler, kıymetli meslektaşlarım,Rusya Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği adına, tarihsel olarak farklı çıkarların, kültürlerin ve medeniyetlerin kesişme noktasında yer alan bir bölge olan Güney Kafkasya’da güvenlik gibi böylesine önemli ve zamanlıca bir konuyu ele alma fırsatı sundukları için bu konferansın organizatörlerine en içten şükranlarımızı sunarız.Rusya Federasyonu, bu bölgenin istikrarına büyük önem atfetmektedir. Kuşkusuz bu durum, yalnızca ve öncelikli olarak dünyanın bu bölgesinin jeostratejik konumundan kaynaklanmamaktadır. Tarihi bağlarımız göz önüne alındığında, Rusya bu bölgeye karşı bilhassa sıcak duygular beslemekte ve burada yaşayan halkların refahıyla yakından ilgilenmektedir. Açıktır ki, Güney Kafkasya’nın refahı, güvenli bir ortam tesis edilmeden sağlanamaz. Rusya, bu amaca yönelik çabaları desteklemektedir; dahası, politikamız somut eylemlerle de desteklenmektedir.Hatırlatmak gerekirse, Rusya ve bizzat Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ sorununun çözümünde kilit bir rol oynamıştır. 1990’lardan bu yana, bu son derece hassas ve karmaşık sorunun çözümü için gerekli koşulları yaratmanın istikrarlı bir şekilde arayışı içinde olduk. 2020 sonbaharında dökülen kanın durdurulması bizim çabalarımız sayesinde gerçekleşmiştir; ayrıca Rus barış gücü birliği, yaklaşık dört yıl boyunca bölgede ateşkesi muhafaza etmiştir.Rusya’nın katılımı, 2020-2022 yıllarında varılan üst düzey üçlü mutabakatlar temelinde tüm temel alanlarda Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecinin başlatılmasını mümkün kılmıştır. Her aşamada, Kafkasya’da sürdürülebilir barış ve istikrarın sağlanması için Azerbaycanlı ve Ermenistanlı ortaklarımızın attığı yapıcı adımları destekledik. Ağustos 2025’te Azerbaycan ile Ermenistan arasında barışın ve devletlerarası ilişkilerin tesis edilmesine yönelik anlaşmanın parafe edilmesini memnuniyetle karşıladık. Bir barış antlaşmasının imzalanması, bölgedeki ulaşım ve ekonomik bağların yeniden tesis edilmesi, devlet sınırlarının belirlenmesi (delimitasyon) ve çizilmesi (demarkasyon) ile iki halk arasındaki karşılıklı güvenin pekiştirilmesi de dahil olmak üzere, yapılacak daha çok iş bulunmaktadır. Bakü ve Erivan’a tüm bu süreçlerde faydalı gördükleri yardımı sağlamaya hazırız. Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecinin geri dönülemez bir hal alacağını umuyoruz.Bugünkü görüşmemiz, hızla gelişen bir uluslararası ortamın ortasında gerçekleşmektedir. Güney Kafkasya’nın yakın çevresindeki herhangi bir çatışmanın bölgesel istikrarı kaçınılmaz olarak etkileyeceğine inanıyoruz. Güney Kafkasya izole bir şekilde ele alınamaz; burası ulaşım yollarının, enerji projelerinin ve bölgesel aktörlerin çıkarlarının kesiştiği daha geniş bir jeopolitik alanın parçasıdır. İran etrafındaki tırmanış, çevreleyen bölgenin tamamının istikrarsızlaşması tehlikesini barındıran tehlikeli bir gelişmeyi teşkil etmektedir. Bu durum, kritik öneme sahip lojistik koridorlarını ve enerji altyapısını sekteye uğratma tehdidi yaratmaktadır.Ne yazık ki Batı, şu anda giderek artan bir şekilde meşru olmayan güç kullanımına, yeni sömürgeci dikta yöntemlerine ve açıkça gaspa başvurmaktadır. Batı’nın kendi “kurallarını” dayatma girişimleri nedeniyle bölgede bir jeopolitik mücadele baş göstermektedir. Örneğin AB üyelerinin Gürcistan’a nasıl yaptırımlar uyguladığını, onu Rusya karşıtı adımlar atmaya nasıl kışkırttığını, Gürcistan’da bir darbe düzenleme girişimlerini adeta açıkça desteklediğini ve Gürcü halkına birtakım kabul edilemez değerleri dayattığını görüyoruz.Bu koşullar altında ortaklarımıza, tüm Avrasya coğrafyasında eşit ve bölünmez bir güvenliğin gelecekteki mimarisinin hatlarını geliştirme sürecine ortaklaşa ve aktif bir şekilde katılmalarını teklif ediyoruz. Yerel ölçekte Rusya, işbirliğinin temeli olarak Türkiye’nin savunduğu bölgesel sahiplenme ilkesini desteklemektedir. Bu çerçevede “3+3” bölgesel istişare platformunu umut verici buluyoruz. Bakü ve Ankara’nın girişimiyle oluşturulan bu platform, üç Güney Kafkasya ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) ile üç büyük komşusu (Rusya, Türkiye ve İran) arasında işbirliğini öngörmektedir. Bu formattaki ilk toplantı, Aralık 2021’de Moskova’da dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde gerçekleştirilmiştir ve söz konusu toplantıda Rus Tarafı, etkinliğin organizatörü olarak pratik işbirliği projelerinin beklentilerine yönelik vizyonunu sunmuştur.Mevcut koşullarda ekonomik bağların güçlendirilmesi, ulaşım koridorlarının geliştirilmesi ve insani işbirliğinin genişletilmesi büyük önem taşımaktadır. Ekonomik karşılıklı bağımlılık, uzun vadeli istikrarın kilit faktörlerinden biri olmaya devam etmektedir. Rusya, güveni pekiştirmek ve çatışmaları önlemek amacıyla Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan dahil olmak üzere bölge ülkelerinin yanı sıra Türkiye ve İran’la da aktif olarak temas halindedir. Gerginlikleri azaltmayı ve karşılıklı olarak kabul edilebilir çözümler bulmayı amaçlayan çok taraflı formatların geliştirilmeye devam edilmesini önemli buluyoruz. Rusya Federasyonu, bölgede barış ve güvenliğin sağlanmasına yönelik çabalara yapıcı bir şekilde katkıda bulunma kararlılığını sürdürmektedir.Dikkatiniz için teşekkür ederim.
