Doğu Perinçek – Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı Konuşması

Doğu Perinçek – Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı Konuşması
Doğu Perinçek
Vatan Partisi Genel Başkanı

English version of this speech:
Doğu Perinçek – Security Conference in the South Caucasus

1. Dünyanın Ortak Güvenlik Cephesi

Bugün bölgelerin ve ülkelerin güvenliği, artık bölgesel bir sorun olmaktan çıkmış, dünya ölçeğindeki hesaplaşmalar zeminine oturmuştur. En son örnek, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaştır. Bu savaşta İran cephesinde Rusya ve Çin var, ayrıca Filistin, Yemen ve Lübnan da var. ABD-İsrail cephesinde ise, müttefikleri ABD’yi yalnız bıraktılar. Ancak Avrupa’nın ve diğer “müttefiklerinin” ABD’yi yalnız bırakmaları, onların da savaş ve güvenlik denklemi içinde olduklarını gösteriyor. Denklemin yenilgiye uğrayan ve zayıflayan kutbu, ABD ve İsrail’dir.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, öyle bir güvenlik sorunudur ki, ABD’den Çin’e kadar herkes bu cepheleşmenin içindedir ve yine herkes, kendi güvenlik sorunu olarak gördükleri için savaşın bir köşesinde mevzilenmiştir. Silah kullananlar, silah verenler, füze atanlar, füzelerin altında kalanlar, diplomasi alanında mevziye girenler, müttefikine ihanet edenler, arabuluculuk yapanlar, herkes denklemin içindedir. Bu durum, İran’ın güvenliğine özgü değildir. Çağımızda güvenlik sorunu, artık ülke ve bölge sınırlarının dışına taşmış ve deyim yerindeyse yerkürenin tamamını içine çekmiştir.

Dünyanın neresinde bir güvenlik sorunu varsa, orada Dünya ölçeğindeki cepheleşmeyi görüyoruz. Bu açıdan Venezuela, Küba, Nikaragua, Kanada, Grönland, Doğu Avrupa, Karadeniz’in kuzeyi, Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Libya, Suriye, Filistin, Lübnan, Yemen, Kızıl Deniz, İran, Hürmüz Boğazı, Sudan, Keşmir, Tayvan Boğazı, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, tek tek bütün bu bölgeler ve ülkeler aslında dünya ölçeğinde cepheleşmenin mevzileridir.

2. Güney Kafkasya’nın Güvenlik Sınırları

Güney Kafkasya’da Güvenlik konusu da böyledir. Dünyadaki saflaşma, Güney Kafkasya’ya da yansıyor. Zaten bu bölgenin devleti olan İran, şu anda savaşın içindedir ve ön cephesindedir.

İran’ın ABD emperyalizmine ve İsrail’e karşı yürüttüğü savaş, aynı zamanda Güney Kafkasya’nın güvenliği içindir. İran kazandıkça, Güney Kafkasya kazanıyor. İran kazandıkça, Batı Asya ve Dünya kazanıyor. Yemen, Filistin, Lübnan ve Hizbullah, Kafkasya coğrafyasında değiller, ama aynı zamanda Kafkasya’nın güvenliği için canlarını esirgemiyorlar. Kahramanlıkları bütün insanlık ve barış içindir.

Güney Kafkasya güvenliğinin ön cephesi, bugün Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti ve Doğu Akdeniz’dedir.

3. Güney Kafkasya’nın Güvenlik Formülü: Üç Artı Üç

Güney Kafkasya ülkeleri, bölgenin, Batı Asya’nın ve dünyanın güvenlik sorununu çözmeye yönelik bir formül ürettiler: Üç Artı Üç.  

İlk Üçlü, Kuzeyden güneye doğru gidersek, Rusya, Türkiye ve İran, bölgenin güçlü ve önde gelen ülkeleridir.

İkinci Üçlü ise, yine kuzeyden güneye doğru sayalım, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan, bölgenin geleceğinde söz sahibi olan ülkelerdir.

Üç Artı Üç, Güney Kafkasya’da güvenliği sağlamak yanında, Batı Asya’da ABD-İsrail saldırganlığını durduracak ve Dünya Savaşına yol açabilecek süreçleri önleyecek biricik çözümdür.

4. Kafkasya’da Güvenlik ve Barışın İlk Başarısı:
Azerbaycan ile Ermenistan Anlaşmazlığının Çözülmesi

Güney Kafkasya’da güvenliğin ilk ve temel görevi, tehdidin belirlenmesidir.  

Güney Kafkasya’ya yönelen tehdit, Batı Asya’ya yönelen tehdit ve dahası Dünyanın karşılaştığı tehdit, hepsi aynı kapsamdadır.

Bugün insanlık, İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi küresel bir tehditle karşı karşıyadır. Hitler’in çizmesini Trump giymiş bulunuyor.

Güney Kafkasya, bu tehdide karşı ilk başarıyı, Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığını çözerek kazandı. 20 Eylül – 10 Kasım 2020 arasındaki 44 Gün Savaşı sonunda, Azerbaycan işgal edilmiş olan topraklarını kurtardı ve Ermenistan’ın bölge güvenliğine katılmasını da sağladı. Türkiye ve Rusya, bu sonuca ulaşmada üzerlerine düşeni yaptılar. Nitekim Tayyip Erdoğan, “Putin olmasa, Karabağ Savaşı zafere ulaşamazdı” açıklamasıyla bu gerçeği saptamıştı. 

44 Gün Savaşı sonunda, ABD’nin ve Fransa’nın Kafkaslar’da ayaklarını basacakları bir toprak parçası kalmadı. Ermenistan, gerçi savaştan yenik çıktı ama bölge ülkeleriyle birlikte yaşayacağı koşullara kavuşmuş oldu. Herkesin toprağı kendisine aitti. Bölge ülkeleri, Güney Kafkasya’yı hedef alan Okyanus ötesi tehdidin değil, komşularıyla birlikte olacaktı. 44 Gün Savaşı, bu gelişmenin kapısını açtı. Ermenistan, komşuluk gerçeğini kabul etti. Böylece 44 Gün Savaşı, Güney Kafkasya’ya barış, güvenlik ve istikrar getiren ilk önemli adım oldu.

Ancak bu adımın sürdürülmesi için Ermenistan’ın katkısı gerekiyor. Paşinyan, şu anda Türkiye ile ilgili bazı doğru adımlar atıyor, ancak bunları sonuna kadar götürmüyor. Türkiye Hükümeti ise, Ermenistan’ı Üç Artı Üç Platformu kapsamında işbirliğine çekecek siyasetler geliştirmekte yetersiz kalıyor. Bu işbirliğini üst düzeye çıkarmak ve bölgede güvenliği ve kalıcı barışı sağlamak için, Azerbaycan ile Ermenistan’ın kısa sürede barış antlaşması imzalaması ciddî önem kazanmıştır. 

Paşinyan, son zamanlarda Güney Kafkasya ülkeleriyle dostluğa yönelmekle birlikte, ABD etkisinden bütünüyle kurtulmuş değil. “Trump Yolu” Projesine ilişkin tutumu son örnek. Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak, Üç Artı Üç Platformu’nun önündeki iştir.

5. İkinci Başarı: Rusya + İran + Çin İttifakı Oluştu ve Savaş Kazandı

Kafkasya cephesinin sınav alanlarından biri de İran cephesidir ve orada İran’ın yanında etkin olarak hem Rusya’yı hem de Çin Halk Cumhuriyeti’ni görüyoruz.  Çin Halk Cumhuriyeti, evet Güney Kafkasya’ya beş bin kilometre uzaktadır, ancak varolan denklemde Kafkasya ülkelerinin güvenlik ve barış cephesindedir. ABD emperyalizmi ve İsrail’e karşı savaşta İran’ın kararlılığı ve özgücü elbette belirleyicidir, ancak savaşın ilk aşamasında İran’ın başarı kazanmasında kuşkusuz Yemen ve Hizbullah’ın Lübnan direnişi yanında, özellikle Rusya ve Çin’in de payı var. Batı Asya’da İran + Rusya + Çin ittifakının oluşması, savaşın yayılmasını önleyen ve dahası Dünya Savaşına giden süreçlerin önünü kesen bir işleve sahiptir.   

6. Türkiye Rusya Çin İran İttifakı (TRÇİ) Zorunludur ve Acildir

Adı ittifak olur ya da uygun isim bulunur, Türkiye + Rusya + Çin + İran İttifakı (TRÇİ), zorunludur; önlenemez ve acildir.

Bu çözüm, bir tercih değildir, biricik seçenektir. Dünya ve bölge ölçeğinde kurulmuş olun denklem, TRÇİ İttifakını dayatıyor. Güney Kafkasya’da güvenlik, barış ve ekonomik işbirliği için başka seçenek bulunmuyor.

Çin Halk Cumhuriyeti, İran’ın direnişindeki konumuyla İttifakın içindedir. ABD, baş düşman olarak gördüğü Çin’in Batı Asya’daki enerji kaynaklarını denetim altına almak peşinde maceralara kalkmıştır.  Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti, nükleer şemsiyesi dahil, eylemli olarak İran ile birliktedir.

İttifak’ın şu anda mevzide olmayan ortağı, Türkiye’dir. O da yoldadır.

7. Türkiye İttifak İçindeki Konumuna Acilen Yerleşmek Durumunda

Türkiye, Güney Kafkasya’da Rusya ve İran ile birlikte Üç Artı Üç platformunda yer alarak, bölgedeki ve dünya ölçeğindeki konumunu da belirlemiştir.

Türkiye, bağımsızlığı, güvenliği, toprak bütünlüğü, enerji güvenliği ve üretim ekonomisi için, TRÇİ içindeki konumuna acilen yerleşmek durumundadır. Çünkü tehdit, ABD-İsrail Şer İttifakı’ndan geliyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması, cepheleşmeyi değiştirmiyor.

Son 40 yıla bakarsak: ABD emperyalizmi, İsrail ile birlikte Türkiye’yi bölmeye yönelik silahlı uygulamaların başındadır. ABD ve İsrail’in bölgemizdeki stratejik hedefi, “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail devletçiğini kurmaktır.

ABD emperyalizmi, 1991 başında ve 2003 baharında Irak’ı işgal ederek, kuzeyinde “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail devletçiğini kurmaya başladı. 2011 yılında Suriye’yi silahla parçalama girişimi ikinci adımdı ve devamında 2024 yılı Aralık ayında Suriye’de BAAS yönetimini devirdiler. ABD ve İsrail, bu süreçte PKK’yı desteklediler ve en son İran’a savaş açtılar. Bütün bu düşmanca uygulamalar, Türkiye NATO üyesiyken sahnelendi. 

Çok önemli derstir: NATO üyesi olmayan İran, vatanını ve güvenliğini koruyabildi. NATO üyesi olan Türkiye ise, NATO’nun patronu olan ABD ile İsrail’in tehdidi altındadır.

ABD, zaten şu anda Türkiye’yi hedef alan bir ittifakın içindedir. ABD + İsrail + Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki Noble Dina ve Nemesis tatbikatlarına bütün dünya kamuoyu tanık. Tatbikatın isimleri, Tevrat’taki ve Yunan mitolojisindeki intikam hikâyelerinden alınmıştır. ABD, İsrail ve Yunanistan, Güney Kıbrıs’a ve Ege adalarına askeri yığınak yapıyorlar. ABD’nin Yunanistan kıyılarında kurduğu üsler herkesçe biliniyor.  Namluları Türkiye’ye dönük. 2025 Mayıs ayında Dedeağaç’taki NATO tatbikatında da sanal olarak Meriç nehrini geçtiler. Meriç nehrini geçerek girmeyi planladıkları toprak, Türkiye toprağıdır! 

Bu gerçekleri dikkate alırsak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye Rusya Çin İran İttifakı’nı ısrarla gündeme getirmesi, Türkiye ve bölgemiz için erken uyarı değerindedir.

Türkiye’nin Rusya, İran ve Çin ile ortak güvenlik önlemlerine başvurması, kaçınılmazdır. Çünkü özellikle Doğu Akdeniz’de ABD liderliğindeki Kıbrıs odaklı silahlı tehdide karşı Türkiye’nin güçlü donanması ve nükleer silahı olan müttefiklere ihtiyacı vardır. 

Dahası Türkiye, ekonomik bunalımdan Üretim Devrimiyle çıkmak için, Rusya, İran ve Çin ile işbirliği yapmak durumundadır. Enerji güvenliğimiz, Azerbaycan ve Irak yanında Rusya ve İran’dadır. En büyük ticaret ortaklarımız, Rusya ve Çin’dir. En güçlü yatırım ortağımız, Çin’dir. Çağdaş Uygarlık, artık Atlantik’te değil, Asya’dadır. Türk Devletleri de, Asya’da, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde ve BRİCS’te toplanıyor.

Türkiye Batı’dan dayatılan kültürel yozlaşmaya, bireyciliğe, bencilliğe, çıkarcılığa, şiddete, cinsiyetsizliğe ve doğa dışı cinsiyet yönelimlerine, her türden çürüme ve yabancılaşmaya İran, Rusya ve Çin ile işbirliği yaparak karşı koyacak ve millî devrimci kültürünü geliştirecektir.

Bütün bu olgular, Batıdan Doğuya doğru Türkiye + Rusya + İran + Çin İttifakı’nı zorunlu kılıyor.

Bugün Batı Asya ve Kafkasya dengelerini, dahası dünya dengelerini etkileyen en önemli olay, Türkiye’nin Atlantik sisteminden ayrılması ve Yükselen Asya Uygarlığı içindeki konumuna yerleşmesidir. Bu süreç, zorunludur. Çünkü Türkiye, Atlantik Sistemi koşullarında zayıflayan Millî Devletini, ancak TRÇİ İttifakı içinde yeniden inşa eder ve güçlü bir devlete sahip olur.

Bu süreç, önlenemez. ABD-İsrail Şer İttifakı’nın Türkiye’yi silahlı üslerle kuşatmasının nedeni de budur.    

8. İnsanlığın Kaderini Belirleyen İttifak

Türkiye + Rusya + Çin + İran İttifakı (TRÇİ), yalnız Güney Kafkasya’nın güvenliği için değil, dünyanın güvenliği için de zorunludur.

TRÇİ İttifakı, Kafkasların ötesinde insanlığın kaderini belirliyor.

Batı Asya’da bölgesel bir savaşı önleyecek biricik çözüm, yine TRÇİ İttifakı’ndadır.

Dahası Üçüncü Dünya Savaşının önünü kesecek biricik çözüm, yine TRÇİ İttifakı’dır.

Bu nedenle TRÇİ, yalnız ittifakı oluşturanlar için değil, savaşı istemeyen bütün devletler için ve barış isteyen bütün insanlık için de, zorunludur ve acildir.

TRÇİ’nin önlenemeyen gücü de buradan geliyor. Savaşı istemeyen bütün devletler ve barış isteyen bütün insanlık, en sonunda bu ittifakın gizil gücünü oluşturuyor. 

9. Güney Kafkasya’nın Ufuklarında Güvenlik ve İşbirliği Var

Masallarımızda çare, hep Kaf Dağı’nın ardında yaşayan yılanın ağzındaki zümrüttedir. 

Masallarımızın kahramanları, Peri Padişahı’nın kızına kavuşmak için yılanı öldürür ve ağzındaki zümrütü alırlar.

Bu kez masal değil, Kafkasya’nın, Batı Asya’nın ve dünyamızın ufuklarında umutlarımızı besleyen gelişmeler var.

Dolar Saltanatı yıkıldı. Dünyada ABD’nin silahlı güçleriyle boy ölçüşebilen devletler oluştu. Avrupa, ABD diktasına isyan ediyor. ABD hegemonyasının sonu gözüktü.

Emperyalist Kapitalist Uygarlık, insanlığın taleplerine yanıt veremiyor, gericiliği temsil ediyor, derin bir krizin içine girdi ve batıyor.

Asya’dan yeni bir uygarlık yükseliyor.

ABD ve Avrupa’nın emperyalist ekonomilerinin içine düştüğü kriz derinleşiyor. AB dağılıyor. Avrupa’nın liderleri olan Almanya ve Fransa’da, Asya dostu partiler iktidara gelmek üzere.

Temmuz ayında Ankara’da toplanacak olan NATO Zirvesi’nde NATO’nun cenaze töreni yapılacak.

İran, Rusya ve Çin, ABD’ye karşı savaşın ilk aşamasından başarıyla çıktılar.

Gazze’de HAMAS, Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Husiler, ABD-İsrail Şer İttifakı’na karşı savaşlarında destan yazıyorlar. 

Türkiye, 2014 yılında Vatan Partisi önderliğinde Silivri Duvarını yıkmamızdan ve 15-16 Temmuz 2016 Darbe Girişimini Ordu-Millet birlikteliğiyle ezmemizden bu yana Atlantik Zincirini kırmaktadır.

Türkiye’nin silahlı güçleri, ABD ve İsrail güdümündeki PKK Terör Örgütünü etkisiz kılmış, kendisini feshetmeye ve silah bırakmaya mecbur etmiştir.

Bu koşullarda Güney Kafkasya’nın ufuklarında güvenlik ve işbirliği var.

Son Yazılar

Default-Img
Ramidir Gaynanov - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Shota Apkhaidze - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Alev Kılıç - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Barış Adıbelli - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması

Paylaş

Son Yazılar

Default-Img
Ramidir Gaynanov - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Shota Apkhaidze - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Alev Kılıç - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması
WhatsApp Image 2026-04-20 at 16.24.22
Dr. Barış Adıbelli - Güney Kafkasya'da Güvenlik Konferansı Konuşması

Paylaş