English version of this speech:
Prof. Dr. Ercan Enç – Security Conference in the South Caucasus
Değerli Büyükelçiler, yerli ve yabancı Akademisyenler, Parti Başkan ve yöneticileri ve katılımcılar; “ Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı”nın ilk oturumunda yabancı katılımcıların bu konudaki değerli katkılarını dinledik. Konferansın bu bölümünde Türk katılımcıların görüş ve değerlendirmelerini ele alacağız. Öncelikle bu oturumun başkanlık görevini bana veren USMER yöneticilerine teşekkür ederim.
Kuşkusuz bu konferansta açıklığa kavuşturmamız gereken iki unsur vardır. Birincisi: Güney Kafkasya’da Güvenliğin tehdidi kimden ve nereden kaynaklanmaktadır ve Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında yapılması planlanan Trump Koridoru bu tehdidin neresindedir? İkincisi ise Güney Kafkasya’nın Güvenliği bağımsız bir cephe midir? Yoksa Güney Kafkasya’nın Güvenliği, Karadeniz’in, Akdeniz’in ve Hürmüz’e kadar uzanan geniş bir cephenin güvenliği ile bir bütün müdür?
Bilindiği gibi, İsrail yöneticileri birkaç yıldan beri Türkiye’nin İran’dan daha büyük bir tehdit olduğunu söylerken son zamanlarda şimdi sıranın Türkiye’ye geldiğini söylemektedirler. Kuşkusuz İsrail’in tek başına Türkiye’ye saldırması ciddiye alınacak bir tehdit değildir. Lakin bir iki hafta önce istifa etmiş olan ABD Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent “ Birkaç yıl içinde İsrail ile Türkiye’nin Suriye’den başlayan bir savaşa gireceklerini, NATO’nun 5. Maddesinden kaçınmak için ABD’nin İsrail’in yanında yer almak için NATO’dan ayrılacağını” söyledi. Açıktır ki Bu Joe Kent’in şahsi bir görüşü olmayıp ABD Devletince kararlaştırılmış bir planın dışa vurumudur. Trump’ın son günlerdeki NATO hakkındaki olumsuz söylemleri bu planın bir parçası mıdır? Bu plan gerçekleşirse, sahada sadece ABD ve İsrail olmayacak, Güney Kıbrıs ve Yunanistan da sahada olacaktır. ABD’nin NATO’da olmadığı bir durumda Türkiye NATO’nun Avrupalı kanadının NATO’nun beşinci maddesine dayanarak Türkiye’nin yanında yer alacağı hayaline inanabilir mi? Türkiye; ABD, İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve kimi Avrupa ülkeleri karşısında yalnız mı kalacaktır? Bu durumda Güney Kafkasya, Karadeniz, Akdeniz ve Hürmüz’ün güvenliği için nasıl bir ittifak zorunluluğu vardır?
Tüm bunların açıklığa kavuşması için değerli konuşmacıları kürsüye davet ediyorum.
